Ekoloji Nedir? Ekolojinin İlkeleri Nelerdir?

Ekoloji

Ekoloji Nedir?

Ekoloji nedir sorusuna kısaca ”canlıları birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini inceleyen bilim dalı” olarak cevap verebiliriz. ”Ekoloji” sözcüğü, Alman bilim adamı Haeckel tarafından  1889’da eski Yunanca oikos (evcik) ve logos (bilim) kelimelerinden türetilmiştir. Geçmiş dönemlerde yalnızca bilim çevrelerinde dile getirilen ekoloji, dünyada özellikle son dönemde artan çevre sorunları ve bunların yıkıcı etkilerinin tezahür etmesi sonucu küresel kamuyounda karşılık bulmaya ve gündeme gelmeye başlamıştır.

Ekoloji bilimi matematik, istatistik, biyoloji, ekonomi, sosyoloji vb. bilim dalları ile yakından ilişkilidir.

Ekolojinin en temel yaklaşımlarından biri bütünsellik yaklaşımıdır. Ekoloji biliminin amacı canlıları ve canlı sistemlerini lokal olarak incelemek değil, bir bütün olarak değerlendirmektir.  Ekologlar bir solucanı incelediği zaman, onu çevreleyen hava, toprak, bitkiler, cansız maddeler, rekabet içinde olduğu türler, avcılar, ayrışma organizmaları, nem ve diğer unsurlardan oluşan ekosistem içindeki işlevlerini bir bütünlük içinde anlamaya çalışır. Ekolojide doğanın parçalarının nasıl işlediğinden ziyade, bu parçaların birbirleri ile olan ilişkilerine yoğunlaşılır. Bu durum bütünsellik yaklaşımının bir gereğidir.

Bütünsellik yaklaşımına göre ekolojik sorunlar incelenirken ve çözüm önerilerini getirilirken, o sorunu oluşturan ilişkilerin tümüne birden bakmak gerekir. Aksi halde bir sorunu çözerken bir başka sorunu tetiklemek kaçınılmaz olacaktır. Üstelik bu durum telafisi olmayan durumların ortaya çıkmasına da neden olabilir. Örneğin bir tarım arazisindeki yılanları öldürmek, tarım arazilerine ciddi zararlar veren farelerin artmasına ve mahsulün zarar görmesine neden olacaktır. Çünkü yılanlar fare ile beslenmektedir ve yılanların azalması farelerin artmasına neden olacaktır.

Buna mukabil pozitif bilimlerin temelini oluşturan, parçaların tek tek ele alınarak incelendiği indirgemeli yaklaşım da ekolojide zaman zaman kullanılabilmektedir. Örneğin bir fabrikanın kimyasal atıklarının yakınlardaki bir nehre karıştığı durumda, o nehirdeki canlılar bundan zarar görecektir. Ama suya karışan kimyasallardan hangisinin zehirli olduğunu bilemeyiz. İşte bu durumda indirgemeli yaklaşım devreye girer ve kimyasallar tek tek, parçalar halinde ele alınır.

Ancak ekolojide indirgemeli yaklaşımın kullanımı, bütünsellik yaklaşımına kıyasla çok sınırlıdır.

Ekolojinin İlkeleri

Her bilimde olduğu gibi ekoloji biliminin temelinde de bir takım ilkeler bulunur. Kışlalıoğlu ve Berkes (2012), ekolojinin temel ilkelerini 10 maddede belirtmişlerdir.

1- Doğanın Bütünlüğü İlkesi; Doğa canlı ve cansız varlıklarıyla bir bütündür. Bu bütünün parçaları varlıklarını idame ettirebilmek için doğrudan veya dolaylı olarak, az veya çok birbirlerine bağımlıdır. Besin zinciri olarak adlandırılan olgu buna en iyi örnektir.

2- Doğanın Sınırlılığı İlkesi; Doğada her şeyin bir sınırı vardır. Doğada hiçbir şey sonsuz miktarda bulunmaz. İnsanların aç gözlülüğü, savurganlığı, bilerek veya bilmeyerek doğaya verdiği zarar bu sınırı zorlamaktadır ve ekolojik dengede bozulmalara yol açmaktadır.

3- Doğanın Özdenetim İlkesi; Doğanın kendine özgü mekanizması gereği, kendi kendini denetleyen bir yapısı vardır. Buna doğanın özdenetimi denir. Hiçbir canlı bulunduğu ortamda belirli bir büyüklükten öteye gidemez. Örneğin bir ülkede aşırı nüfus artışı olması, taşıma kapasitesinin aşılmasına neden olacak ve bu da fakirlik ve yoksulluğa, dolayısıyla insan ölümlerine yol açacaktır. Böylece nüfus yeniden dengeye ulaşacaktır. İşte bu ve buna benzer durumlar doğanın özdenetim ilkesi ile ilgilidir.

4- Doğanın Çeşitliliği İlkesi; Doğada canlı ve cansız 30 milyonun üzerinde tür olduğu sanılmaktadır. Bu da doğal zenginliği oluşturmaktadır. Hiçbir tür öylesine yaratılmamış, her türe bir görev biçilmiştir ve türler arasındaki ilişkiler doğanın işleyişini sağlamaktadır.

5- Doğada Var Olan Hiçbir Şey Yok Olmaz; Birinci termodinamik kanununa göre doğada hiçbir şey yok edilemez. Aynı haliyle veya şekil değiştirerek farklı yerlerde yeniden ortaya çıkarlar. Bu ilke, bu kanunla ilgilidir. Örneğin bir fabrikanın atıklarını nehirlere ve oradan denizlere boşaltması, sular yoluyla bu zararlı atıkların çok farklı coğrafyalara taşınmasına ve o coğrafyalarda yaşayan insanların ve sudaki canlıların zarar görmesine neden olacaktır.

6- Doğada Bedelsiz Yarar Olmaz; İkinci termodinamik kanunu, enerji bir biçimden başka bir biçime dönüştürüldüğünde, ancak bir kısmı kullanılabilir der. Bu ilke de bu kanunla ilgilidir. Doğadaki kaynakları kullanarak elde ettiğimiz her bir faydanın bir bedeli vardır ve insanlar bu bedelleri ödemeye çeşitli şekillerde maruz kalır. Örneğin petrol ile çalışan arabalar, ulaşım konusunda insanlığa büyük yararlar sağlamaktadır. Ancak araba egzosundan çıkan zehirli gazlar havayı kirletmekte ve insanların kirli havayı soluyarak zarar görmelerine neden olmaktadır.

7- Doğa Kendisine Yapılana Tepki Verir; İnsan dışında doğada yaratılmış olan hiçbir canlı, doğaya müdahale edememektedir. İnsanların doğaya yönelik olumsuz müdahaleleri ise, gerek kısa vadede gerekse uzun vadede etkisi küçük ya da büyük bir şekilde geri tepmektedir. Örneğin ormanların bilinçsizce yol edilmesi erozyon, heyelan ve sel felaketlerine zemin hazırlamaktadır.

8- Doğa En Uygun Çözümü Bulur; Doğa kendi sistematiği içerisinde ortaya çıkan sorunları gerek kısa gerekse uzun vadede (genelde uzun vadelerde) çözebilme yeteneğine sahiptir. Çeşitli canlı türlerinin yok olması ve onların yerini başka türlerin alması buna bir örnektir. Ancak aşırıya kaçan insan müdahaleleri doğayı çaresiz bırakabilmekte, ortaya çıkan zararların geri dönüşü olmamasına ya da çok uzun vadelerde düzelmesine neden olabilmektedir.

9- Kültürel Evrim ve Geleneksek Ekolojiye Saygı; İnsanların nesiller süren deneyimleri ile geliştirdikleri uyumlar vardır. Buna ekolojik uyum denir. Ekolojik uyum biyolojik evrimle değil, kültürel evrimle ortaya çıkar. Çeşitli geleneksel uygulamalar buna örnek oluşturabilir.

10- Doğa ile Birlikte Gitmek; Yaklaşık 3o milyon türün bir arada ve birbirine bağımlı bir şekilde varlığını sürdürdüğü doğada, doğanın kendi sistematiği çerçevesinde ortaya koyduğu uyum ve muhtelif sorunlara karşı geliştirdiği doğal çözüm yolları insanlara büyük bir örnek oluşturmaktadır. Dolayısıyla insanlar beşeri ve yaşamsal faaliyetlerini doğanın sistematiğine uygun bir şekilde gerçekleştirmek durumundadır. Bunun aksi şekilde gelişen durumlarda çevre sorunları baş göstermektedir.

Mesut Özdemir hakkında
Spor ve Sağlık | Antrenman | Rekreasyon ve Turizm konularındaki araştırma ve birikimlerim ile güncel olaylara ilişkin düşüncelerimi bu blogta okuyucularımla paylaşıyorum. / Her türlü geri bildirim için mesutozdemir067@gmail.com e-mail adresinden ya da @mesutozdemir telegram hesabından bana ulaşabilirsiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın