Beden Eğitimi ve Spor Faaliyetlerinin Ortaya Çıkışı

İnsanlık ilk ortaya çıktığı tarihlerden itibaren günümüze kadar geçen süreç içerisinde daima hayatta kalma içgüdüsü ile birtakım hareket ve davranışlar sergilemiştir. Söz konusu ilkel hareket ve davranış kalıpları, günümüzün modern beden eğitimi ve spor aktivitelerinin temelini teşkil eder. Dolayısıyla beden eğitimi ve spor etkinliklerinin tarihsel süreç içerisindeki gelişiminin köklerini, insanlığın ilk ortaya çıkışına kadar götürmek doğru bir yaklaşım olacaktır.

1. Beden Eğitimi ve Spor Etkinliklerinin Doğuşu

Sportif pratiklerin ilk örnekleri insanların var olabilmek için doğayla giriştikleri mücadelelerden kaynaklanmıştır. Bu bağlamda insanlar ilk olarak savunma ve saldırı kökenli pratikleri icra etmişlerdir. Bu pratiklerde belirli bir sırayla ortaya çıkmıştır.

İlk olarak insanlar diğer insanlarla veya kendi fiziksel özelliklerine yakın hayvanlarla göğüs göğüse mücadele etmişler ve sadece kas güçleriyle vücut ağırlıklarını kullanmışlardır. Bu kullanımdan güreşin ilk formatı ortaya çıkmıştır. Elbette güreşin bu ilk formatı günümüzdeki kadar barışçıl bir içerikte değildir.

İnsanın en doğal mücadele yöntemi olarak belirtilen güreşten sonra sıkılı yumruk ve kol gücünün keşfi ile ön plana çıkan Boks pratiği gelmektedir. Ancak vahşi doğa koşullarında bu pratiklerin hasmı mutlak bir şekilde yok etmek amacıyla uygulandığını belirtmek gerekir.

Hasmı yakalamak, alt etmek ya da ona karşı kendini savunmak için kas gücü sadece bir noktaya kadar etkili olmaktaydı. Yumruktan sonra insanlar, kendilerinden çok daha iri ve güçlü olan hayvanları ya da diğer insanları alt edebilmek için kesici-delici aletleri kullanmışlardır.

İnsanlar kesici ve delici aletlerin keşfiyle birlikte atma, fırlatma, nişan alma ve savunma gibi hareketleri uygulamaya başlamıştır. Bu hareketleri etkin bir şekilde uygulamak için ise, boş zamanlarında talimler yaparak kas gücünü ve koordinasyonunu geliştirmeye çalışmıştır.

Savunma ve saldırı amaçlı pratikleri, taşıma ve ulaştırma kökenli pratikler takip etmiştir. Bu fiziksel pratiklerin ilk örnekleri insanın kendi vücuduna dayanan koşma, atlama ve  yüzme gibi eylemlerle başlamıştır.

Bunun yeterli olmadığı hallerde, yörenin iklim ve doğa koşullarına bağlı olarak kürek, yelken, kızak, kayak, at ve at arabası gibi yardımcı unsurların kullanımı devreye girmiştir.

Buraya kadar yer verilen bilgiler ışığında geleneksel sportif pratiklerin, o dönemin toplumsal ihtiyaçları doğrultusunda şekillendiği çıkarımını yapabiliriz. Dolayısıyla ilk olarak ortaya çıkan fiziksel pratikler insanların var olmak ve üretmek için sürdürdükleri eylemlerdir. Bu eylemlerin ilk topluluklardan itibaren uygulanan barışçı benzetimleri, bir anlamda ilk sportif pratikler olarak kabul edilebilir

2. Bilim İnsanları Sporun Başlangıcını Nereye Dayandırıyor?

ABD’li spor tarihçisi Richard Mandell’in aktardığına göre Alman Marksist düşünürlerden Lukas, mızrak fırlatanların ilk sporcular olarak kabul edilmesi gerektiğini iddia eder. Bunun sebebi olarak da; mızrakçıların, çıplak elle avlanan öncüllerinden farklı bir şekilde daha iyi mızrak fırlatmak için hazırlık yapmaları gerektiğini ve bu nedenle antrenman kavramının mızrak fırlatma ile birlikte insanlık tarihine girdiğini belirtir.

Sporun başlangıcını karşılıklı yarışın ve müsabakanın başladığı dönemlerde arayan Allen Guttman ve Graham Scambler gibi çok sayıda Batılı spor bilimci ise ilk sportif faaliyetlerin katılımcılar arasında rekabet unsurunun yer aldığı pratikler olduğunu savunurlar. Buna göre sportif içerikli faaliyetin temelleri; M.Ö. 4000 yıllarında Miken Uygarlığında düzenlenen at yarışları, M.Ö. 3000 yıllarında Mezopotamya’da düzenlenen at arabası yarışları, okçuluk ve sopalı dövüşler gibi savaş sanatları müsabakalarıdır.

Sporun toplumsal özelliklerine yönelik çalışmalar gerçekleştiren ülkemizdeki ilk düşünürlerden birisi olan Kurthan Fişek ise sporun, topluluk içinde görev dağılımının başladığı dönemlerden itibaren var olan bir olgu olduğunu ileri sürer. Fişek’e göre spor, üretim süreçlerinde yer almadan üretimden pay alabilen sınıfların toplumlarda var olmaya başlamasıyla ortaya çıkmıştır.

3. Yerli Amerikan Topluluklarında Beden Eğitimi ve Spor

Amerika kıtasında ortaya çıkan ilk sportif pratikler o dönemin toplum hayatına uygun olarak doğaya ve tanrılara saygı sunmanın bir yolu olarak uygulanmıştır. Bu toplumlarda görülen sportif faaliyetlerin başlıcaları Cheroke ve Choctaw kabilelerinin oynadığı stickball oyunu ve Apache kabilelerinin düzenlediği bayrak yarışlarıdır.

Aynı şekilde Kuzey Meksika’da yaşayan Tarahumara yerlilerinin de tahtadan bir topu tekmeleyerek koştukları ve birbirlerini geçmeye çalıştıkları bilinmektedir.

4. Afrika Kabilelerinde Beden Eğitimi ve Spor

Afrikalı kabilelerde, Amerikan yerlilerinde olduğu gibi sportif faaliyetler belirli ritüeller çerçevesinde düzenlenmekteydi. Amerikalı topluluklara göre dini ritüellerin daha düşük, güç gösterme amacının ise çok daha fazla olduğu bu etkinliklerde kadınlar da sıklıkla yer alırdı.

Afrika kıtasında bilinen ilk sportif faaliyetler bugünkü Sudan topraklarında bulunan Nuba halkının düzenlediği güreş festivalleridir. Bugünkü Ruanda ve Burundi topraklarında yaşayan Tutsi kabilesi ise eski çağlardan beri Gusimbuka adında bir festival düzenlemekte ve bu festivale katılan gençler yüksek atlama yarışması yapmaktaydılar.

5. Mezopotamya, Nil ve Akdeniz Havzasında Beden Eğitimi ve Spor

5.1.Sümerler

Asya kökenli bir kavim olan Sümerler at  beslemeleri ve ata iyi binmeleriyle tanınmışlardır. Yapılan kazılarda bulunan bakırdan yapılmış iki tekerlekli, dört koşumlu ve sürücüsünün ayakta durmasına yarayan bir platformu bulunan yarış arabası modeli bunun en canlı kanıtı olmuştur.

Sümerler yalnızca atçılıkta değil, çok eski bir güreş türünde de başarılı idiler.

Sümerlerden kalan yazılı belgeler, dönemin spor anlayışını yansıtması bakımından önemlidir. Berlin Müzesi’nde bulunan Sümerlere ait yazılı bir tablette, “Kuvvetli erler, karşılıklı olarak güçlerini belirten bir mücadeleye girişiyorlar.” denilmektedir. Başka bir tablette ise “Erkekler o gün zorlu karşılaşmalar yapmak üzere evlerinden çıktılar.” yazılıdır.

Sümer Krallarından Sulgi’nin; okçuluk, avcılık, güreş ve koşuda kendisini çok iyi yetiştirdiği ve Nippur şehrinden Ur şehrine bir tek gün içinde koşarak gidip geldiği rivayet edilmektedir.

Bu durum Sümerlerde fiziksel üstünlüğün ne kadar önemli olduğunu ve yöneticilerin kendi güçlerini göstermek ve hakimiyetlerini güçlendirmek adına fiziksel kapasitelerini sergilediklerini göstermektedir.

Sümerlerde aynı zamanda Antik Yunan’dakine benzer şekilde tanrıları Enlil ve Marduk şerefine törenler ve yarışlar düzenlendiği bilinmektedir. Bu durum Sümerlerdeki sportif faaliyetlerde dinin de etkili olduğunu göstermektedir.

5.2. Asur ve Babiller

Vücut alıştırmalarına çok önem veren Asur ve Babillilerin paralı askerlerden oluşan okçularının, süvarilerinin, araba sürücülerinin, mızrakçı ve sapancılarının kendi branşlarında sürekli idman hâlinde oldukları bilinmektedir. Kral ve yönetici sınıfında olanların, halk üzerindeki etkileri üstün fizik gücüyle orantılı olduğu için, bunların vücut idmanlarını sürekli hâle getirdikleri ve çok tehlikeli olabilecek avlara çıktıkları görülmektedir.

Yapılan kazılarda, Asur ve Babil medeniyetinde coğrafi şartların, yani iki büyük nehir arasında bulunmanın, doğal gereği olarak yapılan yüzme faaliyetleriyle ilgili belgelerin yanında, boks ve güreșin yapıldığını gösteren kanıtlar da bulunmuștur.

Aşunnak kazılarında çıkarılan pişirilmiş topraktan bir Babil kabartmasında iki boksörün mücadelesi görülmektedir. Resmedilen boksörlerin bugünkü boksörler gibi sağ ayaklarını önde tutmaları, sağ yumruklarını savunmaya hazır bekletip sol yumruklarını hız alma için dengede tutmaları ve ellerinin bir çeşit bandajla sarılı olması bugünkü boksörlerle ciddi benzerliklere işaret etmektedir.

5.3. Etiler (Hititler)

Etilerde de bütün savaşçı uygarlıklarda görülen atlı araba ve at sporları önemli bir yer tutmaktadır.

Kaynaklara göre, Kral Hattuşil, yararlı bir bitkiye izafe edilen ve ilkbaharda kutlanan bir bayrama katılmak üzere gittiği Taharpa şehrinden sarayının bulunduğu Hattuşaş şehrine dönmektedir. Kralın arabası şehre yaklaştığında karşılamaya çıkan din adamlarının, kralın atlarının gemini önce tutmak için aralarında yarıştıkları, bunu başaran kişinin ödül olarak kralın seyis başlığına atandığı anlatılmaktadır. Etilerde bu görev sarayın en önemli memuriyetlerinden sayılmaktadır. Öyle ki kralın yakınlarına verilen bir unvan olduğu ve Kral Hattuşil’in de gençliğinde seyis başı olduğu bilinmektedir.

Boğazköy’de yapılan kazılarda, Eti krallarından Tikkuli’nin seyis başısı tarafından yazılan, atçılık antrenman kitabı bulunmuştur. Modern bir antrenman kitabında bile rastlanmayacak kadar mükemmel usullerin bütün ayrıntılarıyla dile getirildiği bu kitapta, yedi aylık antrenman süresi içinde, atın koşu mesafeleri, adım türleri, tımarı, yemlenmesi ve banyosu en ince ayrıntılarına kadar açıklanmaktadır.

Yine tarihsel kaynaklardan edinilen bilgilere göre Etiler, Güneş Tanrısı Teșup’un şerefine düzenledikleri şenliklerde iki tekerlekli arabalarla yarışırlardı. Birinci gelenin başına Eti kızları tarafından tapınakta kutsanmış biradan dökülür, üzerine çiçekler serpilir ve şarkılar söylenirdi.  Bu şenliklerde güreşler, kılıç oyunları, at yarışları, yüzme ve atıcılık faaliyetleri de düzenlenirdi.

5.4.Mısırlılar

Günümüzde hakkında somut veriler edinebildiğimiz ve spor olarak tanımlayabileceğimiz fiziksel pratiklerin en eskileri Antik Mısır uygarlığında var olmuştur. Beni Hasan bölgesinde bulunan sportif araç ve gereç kalıntıları ile çeşitli yazılı ve kabartma belgeleri bu bölgede okçuluk, kılıç (eskrim) ve mızrak atma gibi uğraşıların yarışma amacıyla yapıldığını göstermektedir

Mısırlıların küçük çemberler ve ucu kıvrık sopalarla bugünkü hokeye benzer bir oyunu, koşu, güreş, ayak topu, boks, ağırlık kaldırma alıştırmaları gibi faaliyetleri de kurallı bir biçimde yaptıkları bilinmektedir.

Ayrıca Mısır rahiplerinin, güneși temsil eden tapınağın etrafında, güneș sisteminin hareketlerini sembolize eden çok estetik figürlerle dolu bir dansı müzik eșliğinde yaptıkları da anlatılmaktadır.

Mısırlılara ait mezarlarda bulunan biri kırmızı diğeri koyu ten rengine boyanmış iki güreşçinin resimleri serbest güreşin tarihî izleri bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Bu resimlerde Mısır güreşinin bütün ayrıntıları, güreşçilerin giyimleri, meydana gelişleri, birbirlerini kovalamaları, el ense çekmeleri, denge bozan türlü oyunları, çelmeleri, bacaklara dalmaları gibi oyunları görmek mümkündür.

Mısır firavunları, tahta çıkışlarının otuzuncu yılında yönettikleri ülkeyi temsil eden bir sahada belirli bir zamanda koşarlardı. Bu koşuyu simgeleyen kalıntılar Karnak’taki bir tapınakta bulunmuştur.

5.5.Yahudiler

Yahudilerde vücut kültürü, bu ülkede toplum düzenini büyük ölçüde etkisi altına alan dinle ve savaşlarla bağlantılı bir gelişme göstermiştir. Yahudiler,  güçlerini ölçmek ve yarıştırmak için çeşitli ağırlıktaki deneme taşlarını diz, karın ve göğüs üzerine veya gergin kollarla baş üstüne kaldırarak çalışmışlardır.

Savaşa hazırlık amacıyla da ok atma ve o dönem din adamlarının dinî kurallara aykırı diyerek benimsemedikleri top oyunlarını oynamışlardır.

Yahudilerde elden ele haberleşme yapıldığından koşular önemsenmiştir.

Kenevir veya hayvan sinirlerinden yapılmış urganların ortasına konan taşı hızla çevirip urganın bir ucunu bırakmak suretiyle hedefe isabet ettirme çalışmaları ve yüzme, kutsal kitaplarına girecek kadar önemlidir.

6. Çin, İran ve Hint Uygarlıklarında Beden Eğitimi ve Spor

6.1.Çinliler

Çin kültüründe beden ve ruh eğitimine dayalı sportif pratikler önemli bir yer tutmaktadır. Bilinen en eski askeri içerikli sportif pratik olarak kabul edilen ve hem zırhlı hem de zırhsız icra edilen Wushu, M.Ö. 1122 – M.Ö. 256 yılları arasında,  Şu Hanedanı zamanında en popüler spor etkinliğidir. Bu dönemde askerler koşu, zıplama, atma, atlama, güreş, okçuluk, at arabası kullanma, halter ve kılıç yeteneklerini geliştirmek amacıyla pratik yapmaktaydılar.

Çin’de okçulukla bayanlar da ilgilenmeye başlamış ve okçuluk Batıdakinin aksine bir sportif pratik olarak değil, bir seremoni aracı olarak algılanmıştır.

Günümüzün popüler sportif etkinliklerinden birisi olan Dragon Bot yarışları da bu dönemde başlamıştır.

Yine bu dönemde günümüz golf ve bilardo sporlarının karışımı olan chuiwan oyunu, özellikle bayanlar tarafından oynanmaktaydı.

6.2.İranlılar

Tarihte Persler olarak bilinen İran uygarlığı, eğitim sistemini, savaşlarda düşmanlarına karşı üstünlük sağlayabilmek için vücut eğitimi üzerine kurmuştur.

İranlıların sporda Türklerden çok etkilendiği bilinmektedir. Tarihçi Herodot, İranlıların oğullarına beş yaşından yirmi yaşına kadar ata binmek, ok atmak ve doğru söylemek gibi üç önemli beceri ve erdemi öğretmeye çalıştıklarını belirtir.

İranlılarda okul denilebilecek eğitim kurumları bulunmamakla beraber, çocukların vücut idmanlarını ve askerî eğitimlerini yapabilecekleri açık alanlar daima olmuştur. Bu eğitimler, ilerleyen dönemlerde yerini gün doğmadan başlayan koşu, ağırlık kaldırma ve mızrak atma gibi pratik çalışmalara bırakmıştır.

Uzun ve zorlu yürüyüşlerle açlığa dayanıklı hâle gelen gençler, daha sonra ise suları yüzerek geçmeyi öğrenirlerdi.

6.3.Hintliler

Hint Medeniyeti sportif faaliyetleri beden ve zihin gelişimine yönelik bir araç olarak görmüş ve özellikle kast sisteminin etkili dönemlerinde brahman ve kşatriyalar ile daha sonra Budist rahipler tarafından çok sayıda sportif pratik icra edilmiştir.

Hint toplumunun mucidi olduğu satranç, Sanskritçe adıyla çatturanga, günümüze kadar ulaşan en popüler zihin sporudur.

Hintliler, vücut eğitiminde ilk zamanlar, dinî törenlerin bir parçası olarak gördükleri dans sporu ile uğraşmışlardır. Ancak Hintliler için en önemli ruhi ve fiziki egzersiz sistemi yogadır. Bir ruh disiplini tekniği olan yoga ile vücudun bütün organlarına ve onların fonksiyonlarına tam bir hâkimiyet kurulur.

Çinlilerin kungfu öğretisine benzer şekilde Hintliler de çeşitli yakın dövüş ve savunma sporlarını (martial arts) beden terbiyesi ve disiplini amacıyla uygulamıştır.

Mesut Özdemir hakkında
Her türlü geri bildirim için mesutozdemir067@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*